Dikte, duyulan bir ezginin nota yazısıyla kâğıda geçirilmesidir. Öğrencilerin çoğu bu çalışmayı bir duyma sorunu olarak görür ve kulağının yetersiz olduğunu düşünür. Alan yazında sıkça vurgulanan nokta ise farklıdır: dikte yazımında asıl iş zihinde yapılır. Duyulan malzeme anlaşıldığında kâğıda geçirmek kolaylaşır.
Bu nedenle dikte çalışmasının ilk adımı yazmak değil, dinlemektir. İlk dinleyişte kalem tutulmaz. Ezginin ölçüsü, uzunluğu, yönü ve kapanışı zihinde belirlenir.
İkinci dinleyişte iskelet yazılır. Ölçü çizgileri konur, güçlü zamanlara düşen sesler işaretlenir. Ayrıntı henüz yazılmaz.
Üçüncü dinleyişte ritim tamamlanır. Ses yükseklikleri hâlâ eksik olabilir; önce ritmin oturması, sonra perdelerin yerleşmesi daha güvenli bir sıradır.
Dördüncü dinleyişte perdeler doldurulur. Bilinen yerlerden başlanır, boşluklar aralık ilişkisiyle tamamlanır.
Son dinleyişte kontrol yapılır. Ölçü toplamları sayılır, arıza işaretleri gözden geçirilir.
Bu sıralama, dikteyi bir hafıza sınavı olmaktan çıkarıp adım adım çözülen bir işe dönüştürür. Sınav koşullarında dinleyiş sayısı sınırlı olduğu için bu düzenin alışkanlık hâline gelmesi gerekir.
Çalışmanın uzunluğu da kademeli artırılır: iki ölçüden başlanır, dört ve sekiz ölçüye çıkılır. Derslerimizde dikte çalışması bu beş adımlı düzenle yürütülür.