Müziksel işitme alanında iki kavram sıkça karıştırılır. Mutlak işitme, bir sesi herhangi bir referans olmadan duyup adlandırabilme becerisidir. Bağıl işitme ise sesler arasındaki ilişkiyi, yani aralıkları ve yönleri tanıyabilmektir.
Alan yazında mutlak işitmenin büyük ölçüde erken yaşta ve belirli koşullarda geliştiği kabul edilir. Yetişkinlikte kazanılması güçtür ve bu konudaki araştırmalar tartışmalıdır. Bu nedenle mutlak işitmeye sahip olmamak, müzik eğitimine girmenin önünde bir engel değildir.
Yetenek sınavlarında ölçülen beceri neredeyse tümüyle bağıl işitmedir. Adaydan bir sesin adını tek başına söylemesi istenmez; verilen bir ezgiyi tekrar etmesi, duyduğu yığındaki sesleri ayırt etmesi, aralıkları tanıması beklenir. Bunların hepsi ilişki üzerine kuruludur.
Bağıl işitme çalışmayla gelişir. Bu, alan yazındaki en yerleşik bulgulardan biridir. Gelişimin hızı kişiden kişiye değişir, ancak yönü aynıdır: düzenli ve doğru kurulmuş bir çalışma programı, altı ay içinde belirgin bir fark yaratır.
Mutlak işitmeye sahip adayların da kendine özgü bir zorluğu vardır. Aktarımlı okuma sistemlerinde, duydukları sesin adıyla okudukları hece çakıştığında karışıklık yaşayabilirler. Bu durum çalışmayla aşılır.
Sonuç olarak işitme sınavına hazırlanan bir öğrencinin sorması gereken soru "mutlak kulağım var mı" değil, "aralıkları ve yönleri ne kadar hızlı tanıyorum" sorusudur. Derslerimizde işitme çalışması bağıl işitme üzerine kurulur ve ölçülebilir aşamalarla ilerletilir.